"Yağmur’u yazana kadar üç ay duvarlarla konuştum"

Erzurum’un elektriği, okulu ve yolu olmayan bir dağ köyünde, 9 çocuklu bir ailede doğdu. İlk ve ortaokulu akrabalarının yanında okudu. Babası yıllar boyunca karlar üzerinde sırtında taşıdı. Kurt sürüsünün içinde kaldılar, birçok tehlike atlattılar. Tek amacı okumaktı. Ortaokul ikinci sınıfta çalışmaya başladı. Okuma hayatı boyunca ayakkabı boyacılığı, bulaşıkçılık, inşaatçılık ve fırıncılık yaptı. Ortaokulu ve liseyi birincilikle bitirdi. Üniversitedeyken yüz gecesini Erzurum Tren Garının banklarında geçirdi. Şiirlerini burada yazdı. 1990 yılında Türkiye Diyanet Vakfı ‘N'at-ı Şerif Büyük Ödülü’nü kazandıran ‘Yağmur’ şiirini yazdı. 2001’de profesör oldu, danışmanlık şirketi kurdu. SPK üyesi ve Merkez Bankası Meclis Üyesi olarak görev yaptı. Şiir yazmayı hiç bırakmadı. Nurullah Genç, bir roman tadındaki hayat tecrübesiyle ‘Doğduğum Ev’in konuğu…

9 Eylül 1960 tarihinde Horasan’ın Pinaduz köyünde 9 çocuklu bir ailenin çocuğu olarak doğdunuz. Nasıl bir evdi?

Doğduğum evi anlatabilmek için köyümüzün yeniden nasıl kurulduğunu anlatmam lazım. Dedem ve onun babası Bolşevik İhtilalinden sonra çekilirken Ruslarla mücadele ediyorlar ve Ruslar tarafından alınıp götürülüyorlar. Köyün diğer erkekleri de gençleri de götürülüyor, kimse kalmıyor. Çocuklar ve kadınlardan başka kalan yok. Yollarda telef oluyor birçoğu. Dedemin babası trende ölüyor. Cesedini camdan atıyorlar mesela. Hatta eliyle tutmak istiyor cesedi. Rus askeri bileğine vuruyor, bileğini incitiyor. Bir, bir buçuk yıl sonra Sibirya'da ormanda ağaç keserken Rusça öğreniyor ve o askerle konuşuyorlar, asker soruyor ‘neden tutmak istedin’ diye. Dedem rahmetli de diyor ki, ''Mezarına bırakır gibi bırakacaktım onu, besmele ile bırakacaktım sen benim elime vurunca yapamadım.'

Bu büyük bir trajedi yani o gidiş. Sibirya'da 4 yıl kaldıktan sonra geriye dönüyor. Döndüğünde köy tamamen yıkılmış durumda. Aile yok. 8 yıl başka bir köyde kalıyor. Ve adım adım gelerek, giderek o köyü yeniden inşa ediyor. Bizim kaldığımız evi de böyle inşa ediyor işte. Komşulardan kalanları çağırıyor. Beraber yardımlaşarak onların evlerini yapıyor. Babam evlendikten bir süre sonra çok kalabalık olduğu için ayrılma ihtiyacı hissediyor ve ayrılıyor. Yani evini ayırıyor. Dedem ve amcalarım babama hemen o büyük evin yanında bir küçük ev yapıyorlar. Ben o evde gözümü açtım.

Şiirinizde geçtiği gibi Erzurum'da tren garında, banklarda uyumuşluğunuz var yani…

O bank bana yumuşak döşek gibi gelirdi. Yorulurdum çünkü gelip yastığa başıma koyardım, üzerime çekerdim battaniyeyi, yatardım. 4 yılda 100 günü geçmiş neredeyse tren garında uyuduğum gün sayısı. Nedim'i buluyorum. Onunla çay içiyoruz. Oradaki makinistlerle bütün oradaki personelle arkadaş oldum. Gidiyorum ''Nurullah neredesin çay soğudu'' diyorlar bana. Güzel tarafı ne biliyor musunuz? Şiirlerim orada doğdu benim. Bütün şiirlerim orada yerleşmiş içime. Akşam oluyor, çayımızı içiyoruz. Nedim gidiyor, makinistler gidiyor, o çalışma yerleri kapanıyor. Yolcular gidiyor. Tek başıma kalıyorum.

Gölgeler gidiyor. Kuşlar gidiyor, karanlık çöküyor. Ben bankın üzerinde bekleme salonunda tek başımayım. Kimse yok. ''Allah’ım diyorum, ne kadar yalnızım ben, nasıl yalnızım şu anda.'' Sonra diyorum ki, “Allah’ım sen varsın ben yalnız değilim”. Sonra uyuyorum, gecenin bir vaktinde banliyö treni geliyor. Yolcular boşalıyor. Yolcular bekleme salonuna hücum ediyorlar, uyanıyorum. Bazen öyle derin uyuyorum ki, yolcular geliyorlar uyanmıyorum. Bazen uyanıyorum, yanımda paralar görüyorum. Meczup diye para bırakıyorlar yanıma. Bazen yanımda yiyecekler buluyorum. Bir meczup gece yarısı tren garında uyuyor, nimetlensin diye. Paraları alıyorum. Onları olması gereken kişilere götürüp veriyorum. O yiyecekleri, arkadaşlara ya da birilerine ikram ediyorum. Benim 100 gecem aşağı yukarı tren garında böyle geçmiş.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.